akals

Thursday, April 05, 2007

kahvatı için çok hoş bir mekan yemek de olabilir

Üsküdar ile Kuzguncuk arasında adı Seaward. İlk kez ocak ayının sonunda gittik. İlk izlenimlerimiz hoş bir mekan ara sıra gelinebilir olmuştu. Daha sonra 2 arkadaımla beraber kahvaltı etmek için gittik. Kahvaltı için gidip tam altı saat kaldık. Manzara harika, yediklerimiz çok lezzetli ortam sessiz olduğu için uzun süre oturulabiliyor. Bir akşam Levent'le dışarıda yemek yemeğe karar verdiğimizde kendimizi yine Seward de bulduk. Yediğimiz yemeklerden de kahvaltı kadar memnun kaldık.
Pazar günü boğazı seyrederek, hoş bir müzik eşliğinde zengin bir menü ve güleryüzlü servis ile kahvaltı yapmak isteyenlere tavsiye olunur.

Tuesday, February 13, 2007

haftasonu kaçamağı

2007'nin ilk tatilini 9-11 şubat tarihleri arasında Antalya Lara Beach Otel'e giderek yapmış olduk. Geçen yıl da ilk tatilimizi burada yapmış daha sonra bütün bir yıl gezmiştik umarım bu yıl da öyle olur.
Çarşamba günü haftasonunu geçirmek üzere şehir dışına tatile gitmeye karar verdik. Gideceğimiz yer konusunda ise tereddütlerimiz vardı. Önce Bolu diye düşündük ancak Levent de ben de kar fikrinden fazla hoşlanmayıp biraz daha sıcak bir yere gitmenin daha iyi olacağını düşünerek güneye gitmeye karar verdik. Marmaris ve Antalya'daki otelleri araştırınca şehir yer olarak Antalya'da karar kıldık. Şimdi sıra otele gelmişti çeşiti alternatiflerden sonra geçen sene de gittiğimiz Lara Beach'e gitmeye karar verdik. Yolculuk için ise uçak fiyatlarının yüksek olması, araba ile gitmenin ise yorucu olacağı düşüncesi ile otobüsü seçtik. Otobüs hem ekonomik olacaktı hem de uyuyabileceğimiz için daha az yorulacaktık.
Perşembe gün içinde bir kaç telefon, faks ve Gümüşsuyu Ulusoy ofisine giderek hem otel rezervasyonunu hem de otobüs biletlerini aldık. Akşam eve varınca da daha önce hazırlamış olduğumuz listeden bakarak bavullarımızı hazırladık. 22:30 otobüsü ile Antalya'ya yola çıktık. Saat 10 gibi servis otobüsü ile otele ulaştık. Resepsiyondaki görevli odamızın boşaltıldığını lobide biraz beklersek hemen temizletileceğini söyledi. Ancak odamıza girdiğimizde saat neredeyse 14 olmuştu. Tatilin bu kısmı tatsız olsa da bundan sonrası çok keyifli idi. Sahilde yürüyüş yapmak, bol bol yemek yemek iddialı tavla partileri derken 3 gün göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Pazar akşamı 21:30 daki otobüse binerek sabah 9 da evimize geldik. Otelde yemekler çok güzeldi hem çeşit fazla idi hem de tüm yemekler lezzetli idi. O kadar farklı yemekler yediğimiz halde bağırsaklarımızın bozulmamış olması ise yemeklerin taze ve temiz olduğunun en güzel göstergesi idi.

Monday, October 30, 2006

cumhuriyet bayramı

29 Ekim sabahı heyecanla uyandık. İlk tören okulda olacak Irmak'ı da servis saat 10 da evden alacaktı. Biz de daha sonra yola çıkıp 11 de Turizm Uygulama Oteli'nde olacaktık. Ancak saat 10 da servis hala gelmeyince Levent serivisi aradı ve servisin diğer öğrenciler gelmediği için Irmak'ın da gelmeyeceğini düşündüğünü bu nedenle de gelmeyeceğini öğrendik. Ne kadar sinirlendiğimizi anlatmama imkan yok. Tabi iki ayağımız bir papuca girerek jet hızı ile hazırlanıp yola çıktık. Neyse ki zamanından önce okuldaydık. Önce okuldaki kısa bayrak törenini izledik. Törenden sonra çocuklar servislerle, biz de arabamızda otele doğru giderken karnıma giren bir sancı ile bütün tüylerim diken diken oldu. Bağırsaklarım çok kötü durumdaydı, derhal tuvalete gitmem gerekiyordu. Allahtan kazasız belasız otelin tuvaletine attım kendimi, yolda rastladığım bir kaç kişiye de sonra görüşürüz diyerek. Bağırsaklarımın neden bu duruma geldiğini anlamadım gün içinde bir daha da böyle bir durumla karşılaşmadım.
Otelin lobisinde tören saatinin gelmesini beklerken Levent "Islak mendilin var mı?" diye sorarak yanıma geldi. Ne oldu dediğimde dışarıda ayağının tele takıldığını ve düştüğünü söyledi. Başını çarpmış. Aslında başından dolayı endişelensem de sesimi çıkarmadım.
Çok fazla inanmasam da galiba bize nazar deydi.
Cumhuriyet Bayramı töreni ile ilgili bazı veliler çok olumsuz olsa da Levent ve ben çok beğendik. Irmak'ın ne kadar büyüdüğünü ve başarılı bir çocuk belki de genç demem gerekiyor artık olduğunu gördük. En önemlisi de çok mutlu olması idi. Bu arada şiirde de 1. olup ödül aldı.
Törenden sonra önce kursa sonra da Çekmece'ye annemi almaya gittik. Bir Cumhuriyet Bayramı daha geçti. Pazartesi günü Irmak'ın sınavı olduğu için bu seneki yürüyüşe ne yazık ki katılamadık.

Thursday, October 26, 2006

şeker bayramı kemer-beldibi

Yine bir bayram tatili ve yine Akallar ve Subaşı Ailesi yollarda. Gece 1.30 da Antalya'ya doğru yola çıktık. Yolculuk keyifli başladı önce Sapanca Mc Donald's da mola verdik. Banu, Levent ve Hakan hafif bir şeyler atıştırdılar. Derken TEM den çıkıp karayoluna girdik bir müddet sonra da sis başladı. Sis ve yoldaki konvoylar yüzünden ancak 9 da Afyon'a ulaşabildik. Yolda bir kez yakıt için durmuştuk o da 5 dakikadan fazla değildir. Neyse ki Afyon İkbal'de mükellef bir kahvaltı ettik. Eee tatildeyim ya ben de diyet miyet hak getire. Saat 10 da tekrar yola koyulduk 2 olmadan otele varmıştık. Otel çok güzeldi, çok aç olduğumuz için hemen öğle yemeğine indik yemekler de çok güzeldi. Hepimizin yüzü gülüyordu. Hava da oldukça açıktı ilk günü değerlendirmek için hemen mayoları giyip denize gittik. Deniz suyu çok sıcaktı hiç üşümeden kendimizi denize attık. Akşam yemekten sonra hereks çok yorgun olduğu için erkenden odalarımıza çekildik.
İkinci gün hava yine açıktı. Sabah deniz ve havuz yaptık. Havuzun kaydıraklı olması herkesi başta da Irmak ve Hakan'ı çok mutlu etti. Akşam bowling oynadık böylece 2. günümüzü de hoş bir şekilde tamamladık.
Üçüncü gün aynı zamanda bayramın da 1. günü idi. Sabah otelin koridorunda birbirimizle bayramlaştık, çocuklara hediyelerini verdik. Günü yine havuz ve denizle geçirdik. Akşam da Kemer'e indik biraz yürüyüp çay içtik. Gece okey oynadık. Byramın 2. günü çok yoğun geçti. deniz, havuz, sauna, hamam, bowling, dans, oyun, amarikano hepsini bir güne sığdırdık ee son gecemizde tatilin tam tadını çıkarmış olduk.
Son gün ise otelden ayrılmak zor olsa da güzel bir tatil geçirmenin keyfi ile yola koyulduk. Bilecik'e kadar çok da rahat geldik. Otelden ayrıldığımızda saat 12.20 du. Afyon'daki 1.5 saatlik molaya rağmen 20:00 da Bilecik'e çok yaklaşmıştık ancak trafik birden durdu. Karayollarını aradığımızda tırın devrildiğini ve yolun kapalı olduğunu öğrendik. Geri dönüp İnegöl, Yenişehir, İznik, Karamürsel , İzmit yolu ile ancak 1:40 da eve varabildik. Bundan sonra tatile çıkarken kimseye söylememeye karar verdik galiba nazara geliyoruz.

Monday, October 02, 2006

evlilik yıldönümümüz

Dile kolay tam 14 yılı geride bıraktık. Neler neler yaşadık bazen sevindik, bazen üzüldük, bazen kızdık, bazen neşelendik geriye bakıp muhasebesini yaptığımda tek söyleyebileceğim cümle iyi ki evlendik.
14 yılda en büyük sevincimiz kızımızın doğması idi. Irmak, ikimizin de güzel taraflarını alan, bize benzeyen ama sanki bizden çok farklı harika bir çocuk.
14 yıl içinde maalesef kayıplarımız da oldu. İlk kayıp 1995 şubat ayında babamdı. ARkadan Levent'in babasını kaybettik. 2002 temmuz ayında Levent'in annesini bu yaz ise Erol'un eşini. Kayıplar kötü ancak tek tesellimiz sıralı olmaları.

ırmak'ın gitar kursu

Pazar günü 3 aylık aradan sonra gitar kursu serüvenimiz tekrar başladı. Irmak'la beraber kurslara ben de katıldığım için kursla ilgili günlük tutmaya karar verdim. Başarabilirsem yıllar sonra hepimiz için iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum.
01-10-2006

Üç aylık aradan sonra yine Ortaköy yollarındayız. Arabadan inerken Irmak'ın biraz heyecanlı çokça da stresli olduğunu fark ettim. Stresi aylardır gitara el sürmemesinden kaynaklanıyordu. Merak etmemesini, yeniden bir başlangıç yapacağımızı söyleyerek zile bastım. Soner Bey bizi her zamanki güler yüzü ile karşıladı. Bir kaç dakikalık sohbetten sonra Irmak eline gitarı alıp tellerine dokunmaya başladı. Yazı gitar açısından çok kötü geçirmişti. 3 ayda toplam çalıştığı süre yarım saat etmezdi. Bütün bunlara rağmen durumu çok da kötü değildi. Önce bir kaç kez do majör gam yaptı. Sonra daha önce ezbere çaldığı bir parçayı çalmaya başladı. Parçanın ilk kısmında sorun yoktu ancak ikinci bölümü hatırlaması biraz zaman aldı. Sonra bir başka parçaya geçildi. Bu sefer daha çabuk hatırladı. Sonra da zor bir arpeji çaldı. Irmak'ı izlerken şaşırmadım dersem yalan olur. Ben müzikle ilgili biri değilim ancak uzun süredir hiç elini sürmediği halde bir dolu şeyi hatırlaması, çok da zorlanmadan parçaları çalıyor olması bana müzik konusunda epey bir yetenek olduğunu düşündürüyor. Bu durumda Irmak tembellik etse de bizim onu zorlamamız, gitar çalmayı bırakmamasını sağlamamız gerekiyor. Yani yine iş Emine'ye düşüyor!!!!!!

08-10-2006

Soner Bey'in ricası ile bugünkü dersi 13:00 a aldık. Ancak Biz 12:45 de Ortaköy'e ulaşmıştık şansımızı denemek için Irmak zile bastığında Soner Bey'in evde olduğunu görüp sevindik. Irmak bir önceki hafta çok olmasa da biraz çalışmıştı. Önce teknikler üzerinde duruldu, Irmak bildiklerini tekrarladı. Soner Bey yeni olarak do majör gamı bir notayı 3 kez çalarak yapmasını gösterdi. Irmak'ın gitar çalmasının iyi ancak nota bilgisinin oldukça zayıf olduğunu bunun için önümüzdeki bir kaç hafta yalnız nota okuma üzerinde durulması gerektiği konusunda hem fikir olduk. Irmak'ın notaları okurken zor gelenleri bunlara gerek yok olmasa da olur diyerek atlaması karşısında ise söyleyecek söz bulamadım doğrusu.

15-10-2006

Tahsin Bey'İn kursu 9:00 a alması nedeni ile gitar dersini 11:30 a aldık. Bu haftanın verimli geçtiğini söyleyemeyeceğim. Irmak'ın çalışmamış olmasından dolayı 1 saat teknik çalışma ve eski parçaların tekrarı ile geçti. Deşifre için verilen parçanın üzerinden de geçildi ancak Irmak henüz notalarla boğuşuyor, ne çaldığı belli olmuyor.

05-11-2006

Pazar sabahı yorgunluktan ancak 08.40 ta uyanabildik, bu durumda da sabah 9 daki ders yerine 10:30 dakine kaldık. Güzel bir kahvaltının ardından 10 gibi evden çıktık, gerçi biraz geç kalmıştık ama o kadar da problem olmazdı. Bunları düşünürken nerden bilebilirdim ki Levent civarında trafiğin bloke olduğunu, Taksim'e araç trafiğinin kapalı oluşunu. Neyse saat 10.30 gibi Levent'e geldik ancak trafik tamamen durmuştu. 15-20 dakikalık beklemeden sonra Levent ve Irmak'ın kursa metro ile gitmelerine karar verdik. Irmak gecikmeli de olsa derse girmiş. Ben ise saat 10:45 den 12:30 a kadar trafikle boğuştuktan sonra pes edip Ortaköy'e Soner Bey'in evinin yakınına arabayı park ettim. Levent ve Irmak önce metro ile Levent'e oradan da Arzu'nun aeabası ile Ortaköy'e geldiler.
Kursa gelince çok kötü sayılmazdı ne de olsa Irmak bir gün önce yaklaşık yarım saat çalışmıştı. Artık sınavları da bittiği için bu hafta gitar çalışmaya söz verdi. Bakalım göreceğiz. Ben ise bu konunun peşini bırakmamayı iyice kafama koydum. Bıkmadan usanmadan bu konunun üzerine giderek Irmak'ın gitar çalmasını sağlayacağım.

12-11-2006

Sonunda bu hafta gitar dersine çalışarak gitmeyi başardık. Önce cuma akşamı Arzu'da 2 saat kadar kavga dövüş çalıştık sonra da cumartesi günü 1 saat kadar evde çalıştık. Toplam 3 saatlik çalışma dahi pazar günkü dersin farklı geçmesini sağladı. Üzerinde çalışılan parçadaki süslemeler üzerinde duruldu. Aynı parçaya bu hafta da devam edilecek. Bu hafta da geçen haftaki gibi çalışabilirsek epey bir ilerleme kaydetmiş olacağız.

19-11-2006

Bu haftaki çalışmamız maalesef geçen haftaki kadar olamadı. Toplam 1 saatlik bir çalışma ile gidilebildi. Üzerinde çalışılan parçaya devam edildi. Artık parçanın tamamı deşifre edilmiş oldu. Bu haftaki çalışma yeterince yapılabilirse yeni bir parçaya geçilebilir gibi görünüyor.

26-11-2006

Bu hafta çok çok kötü geçti. Irmak haftaarası hiç çalışmadığı için ders 50 dakikada bitti. Irmak'la uzun bir konuşma yapıldı. Bu dersler için ciddi bir rakam ödendiği, gitar dersinin seçmeli değil bir zorunluluk olduğu v.b. Bundan sonra haftada 3 saatlik bir çalışma yapmaya karar verdik.

2-12-2006

Bütün hafta akşamları yarım saat gitar çalışmanın sonucunu bugün aldık. Hem parça hem de teknikler iyiydi. Sürekli çalışmanın yararı ortaya çıktı.

10-12-2006

Hafta içi ben çok yorgun olduğum için Irmak'ın da sınav haftası olduğu için bu haftaki çalışmalar daha azdı. Ancak ben olmasam da Irmak'ın tek başına çalışmayapması beni çok mutlu etti. Ders de iyi geçti sayılır. Yeni parçanın üzerinden geçildi. Böylece Irmak'ın elinde 3 tane parça, 2 tane de etüd oldu. Hafta arası yeterince çalışıldığı zaman haftasonu dersi de çok verimli geçiyor. Soner Bey'le 1 yılı değerlendirdik. Yazın ara vermemiz ve Irmak'ın yeterince çalışmamasına rağmen gelinen noktanın iyi bir nokta olduğu sonucuna vardık. Bundan sonrasında Irmak çalışmalarını artırırsa çok daha hızlı ilerlenebileceği ortada.

Monday, September 18, 2006

Kuşadası biraz da Didim

Bu yıl leyleği havada gördüğüm için yazın bol bol tatil yapacağımızı düşünmüştüm öyle de oldu. Eskisi gibi bayramlarda yine seyahate çıkmaya başladık. İşte 19 mayıs bayramı ve yılın ikinci seyahati. Subaşı ailesi ve biz 4 günlük 19 mayıs tatilini değerlendirmek için Kuşadası'na gitmeye karar verdik. Her zaman kaldığımız Türkin Otel'i arayıp yer ayırttık ve düştük yollara. Bu birlikte tek araba olarak yaptığımız ilk seyahatimizdi, sonra gerisi geldi.
Kuşadası'na ulaşmamız öğleyi buldu. Günü denizle değerlendirebilmek için Dilek Yarımadası Milli Park'a gittik. Ancak ben yorgunluğa yenilip bir güzel uyudum, uyanınca da deniz suyunun sıcaklığına bakıp denize girmemeye karar verdim. Banu ve benim dışımdakiler denize girip bize hava atmayı ihmal etmediler. Günün sürprizi nerdeyse yanımıza kadar gelen yavru domuzlar oldu.
Akşam yemek için Şirince'ye gittik. Bu sefer Ege'nin mutfağı denilen yerde yemek yedik her şey çok güzeldi. Çeşit çeşit ot yemekleri yemek Hakan'I çok memnun etmese de ben çok memnun oldum.
Tatilimizin 2. gününü aqua-parka ayırmıştık. Ancak sabah otelden ayrıldığımızda hava durumu pek de iç açıcı görünmüyordu. Irmak'ın morali çok bozulmuştu. Onu daha fazla mutsuz etemek için aqua-parkın kapısına kadar gidip içeriye bir bakmaya karar verdik . Parka ulaştığımızda içeride çok da fazla kişi olmadığını görünce programımızı değiştirmeye karar verdik. Biraz kendi aramızda konuştuktan sonra Didim'e gitmeye karar verdik. Gerçi yol çok da yakın değildi ama bu bizim için sorun teşkil etmiyordu tabi. Sahil yolunu takip ederek hoş bir yolculuktan sonra Didim'e ulaştık. Hava Kuşadası'na göre bir kaç derece daha sıcak idi, deniz suyu da. Didim'de lunaparkın yanında deniz, duş ve yemek olanakları olan hoş bir tesis bulduk. Günü denize girip tembellik yaparak geçirdik. Yemekler de dahil her şey çok güzeldi. Dönüş için ana yolu kullandık.
Dönüş yolu tam bir facia idi. Önce Susurluk civarında 2 saat yolda bekledik yol bir türlü bitmek bilmedi. Bayram sonrası yaşanan trafiğe bir de yol yapımı karışınca yolculuk keyif yerine eziyete dönüşüyor.
Dönüş yolculuğumuzdaki olumsuzluklara rağmen geriye baktığımda hoş bir tatildi diyebiliyorum.

amasra-çakraz

Yine haftasonu gezilerimizden birini yapmak üzere gece bir sıralarında Subaşı ailesi ile birlikte yola çıktık. Planımız sabah erkenden Çakraz'a varmak ve 2 gün boyunca hoş bir tatil yapmaktı. Ancak her şey TEM de Akyazı çıkışı sıralarında trafiğin durması ile değişti. 5 dk , 10 dk derken 2.5 saat beklemek zorunda kaldık. Tüm bunlara neden olan şey ise TEM de yanan tanker idi. Büyük uğraşlar sonucu otoyolda emniyet şeridinde tersten giderek eski yola ulaştık. Neyse ki yol umduğumuzdan kısa sürdü de sabah 10 dan önce otelimize ulaştık. Otel 15-20 gün önce açılmıştı. Her şey yepyeni ve tertemizdi. Genelde otellereki yatak takımlarının renkli olmasından çok hoşlanmasam da buradakilerin yeni ve temiz olması bu durumdam rahatsız olmamam için yeterli oldu. Sabah otelde güzel bir kahvaltıdan sonra bütün günü deniz kenarında geçirdik. Deniz yine bildiğimiz Karadeniz idi dalgalı ve denizanalı. Yine de nereyse bütün gün denizden çıkmadık.
Akşam yemeği için Amasra'ya gittik geçen seferki yerde yemeğimizi yedik yine yediklerimizden çok memnun kaldık. Geceyi fazla uzatamadık çünkü herkes çok yorgundu.
Pazar gününü de denizde geçirdikten sonra akşama doğru yola çıktık. Dönüşte Bolu'da güzel bir akşam yemeği yedik. Yemekte verilen baharatlı ekmekler çok lezizdi. Akşam 10'a doğru da evimize ulaştık.
Biz bu geziden çok memnun kaldık hem çok ekonomik hem de çok keyifli bir gezi oldu.

akçakoca

Akçakoca uzun yıllardır adını duyduğum ancak bir türlü gidemediğim bir yerdi. Yine haftasonu için yakın bir yerlere gidelim diye düşünürken Hakan'dan "Akçakoca'ya ne dersiniz?" sorusu gelince hemen üstüne atladık "tamam gidelim " diye. Planlar yapıldı ve sabah yola koyulduk. Kahvaltı için Tem yolunda bir tesiste mola verdik. Dışarıdan görüntüsü pek umut vermemişti ancak hem yediklerimizden hem de fiyattan çok memnun olarak kahvaltımızı tamamladık. Sonraki durağımız Akçakoca oldu. Bir kaç otel dolaştıktan sonra Akçakoca Otel de kalmaya karar verdik. Tesis eski ancak çok temizdi, denizin de hemen kıyısında olması büyük avantajdı. Denizde maalesef denizanası ve yosun vardı ancak bunlar bizim denize girmemize tabi ki engel olamadı.
Otele yerleştikten sonra öğle yemeği için kale içindeki mesire yerine gittik. Burası bol ağaçlı çok hoş bir mekan, ancak hazırlıklı gitmek gerekiyor bizim yanımızda yiyecek olmadığı için her şeyi tesisten almak zorunda kaldık. Zar zor 6 çatal , 6 tabak , 1 paket tavuk ve bir porsiyon köfte alabildik. Kağıt masa örtüsünü de unutmamak gerekiyor. Tavukları da getirdikleri mangalda kendimiz pişirdik. İçekler dahil tüm bunlara 30 YTL ödedik. Fiyatlar çok ekonomikti. Bir daha gidersek tedarikli gitmeye karar verdik. Denize de kalenin alt kısmındaki plajdan girdik. Mavi bayraklı denilmesine rağmen deniz çok yosunlu idi, otelin denizinden de çok farklı değildi.
Akşam yemeğini ise Akçakoca’nın içinde yedik. Tatlısı bana ağır geldi mancarlı gözleme ise fena sayılmazdı, gerçi ben ıspanaklısını tercih ederim.
Pazar sabahı güzel bir kahvaltı ve denizin ardından dönüş için yola koyulduk. Bu sefer kıyıdan dönmeye karar verdik. Yol önce çok keyifli idi ancak sonraları hem viraj hem de yokuş yüzünden keşke geldiğimiz gibi dönseydik dedik.
Akçakoca’nın halkı oldukça tutucu, çok turistik bir yer olduğu da söylenemez. Ancak haftasonu gidilecek kadar yakın olması, tesisin rahat olması nedeni ile tekrar gidilebilecek bir mekan olarak hafızalarımıza not ettik.

Thursday, September 14, 2006

assos gezimiz

Bu yılki tatilimizden Irmak'ın kampa gidecek olması nedeni ile erken döndük. Irmak'ı kampa gönderince tatilimizin son 3 gecesi için yakın bir yerlere kaçmayı planladık. Önce Kıbrıs mı olsa diye düşündük uçakla gidebileceğimiz için ancak daha sonra Assos'a gitmeye karar verdik. Assos'a 10 yıl kadar önce bir kez gitmiş ancak aynı hızla geri dönmüştük. Dolayısı ile kalınacak yerler hakkında hiç bir fikrimiz yoktu. nisanyan.net ten Kanara Otel'i bulduk rezervasyon yaptırdık ve yola çıktık. 10:45 Pendik-Yalova feribotu ile Yalovaya ulaşmamız çok kolay oldu. Yolda Ulusoy'un yeni tesisinde mola verdik. Saat 17 gibi de 3 günü geçirmeyi planladığımız yere ulaştık. Tesis çok hoştu her yer yemyeşil ve çok bakımlı, odalar temizdi. Deniz çok taşlı ve yosunlu olmakla beraber temiz görünüyordu. Ben hem saatin geç olmasından hava oldukça serinlemişti, hem de saçlarımdaki fönün bozulmaması için denize girmememeyi uygun gördüm. Levent denizde çok kalmasa da bir girip çıktı.
Akşam yemeği için hazırlanmaya başlamıştım ki başıma giren ağrı ile ayakta duramaz hale geldim. 2 gündür sürekli koşuşturmaktan ve aşırı yorgunluktan migrenim tutmuştu. Zar zor yemeğe gittim ancak çorbamı içer içmez odaya döndüğümde saat 20:00 idi. Geceliğimi giyer giymez hemen yattım 12 saatilik deliksiz bir uykudan sonra sabah 8:00 de oldukça sağlıklı bir şekilde uyandım. Güzel bir kahvaltının ardından çevreyi keşfetmek, gazete ve sigara almak için araba ile yola koyulduk. Limana indik , çevreyi dolaştık ve Kadırga Burnu'ndaki Club La Route 'u keşfettik. Fiyat sorduğumuzda diğer yer ile arasında 10 ytl fark olduğunu gördük üstelik burada her şey dahildi iken diğer taraf yarım pansiyon idi. Hemen Kanara'ya geri dönüp otelden çıkacağımızı söyledik ve doğru La Route gittik.
Mevsim geçmekte olmasına rağmen her şey çok güzeldi. Kocaman denizden doldurulan harika bir havuz, balıklarla yüzdüğünüz nefis bir deniz, yemyeşil bir bahçe. Yemekler lezzetli ancak çeşit olarak azdı gerçi bize yetti. Sabah kahvaltısında daha önce hiç bir otelde rastlamadığım annemin cicipapa dediği yumurtalı ekmek olması benim için hoş bir sürpriz oldu.
Burada 2 hoş gün geçirdik bol bol denize, havuza girdik, bol bol da tavla oynadık. Bu arada sık sık Irmak'ın kulaklarını çınlattık. Irmak olsa kaydıraktan kayardı, Irmak olsa havuzu çok severdi, tavla oynardı v.s.
Son gece canlı müzik vardı. Levent'le dans ettik, ben bol bol göbek attım (ona pek göbek atmak denilmez ya neyse).
Dönüşte feribotu ayarlayabilseydik çok rahat edecektik ancak körfezi dolaşmak zorunda kalmamız nedeni ile 10 saatte İstanbul'a ulaştık.
Uzun yıllar sonra Levent'le başbaşa gittiğimiz bu kısacık tatil ikimiz için de harika oldu.

2005 yılı tatilimiz

15/08/2005
Merhaba,
Bundan 3 sene önce çıktığımız 2 haftalık tatilde yaşadıklarımızı yazmış ve yakın arkadaşlarımla paylaşmıştım. Gelen olumlu eleştirilerden güç alarak bu yıl yaptığımız 10 günlük tatili de yazmaya karar verdim. İşte 10 günde yaşadıklarımız.

ADRASAN
İdil Otel : Önünün deniz olması artı özelliği ancak odaları için aynı şeyi söylemem mümkün değil. Bizim kaldığımız oda havasızdı. Banyosu da oldukça kötü. Duş teknesi olmadığı için duş alınca bütün banyo ıslanıyor. Kahvaltısı iyi sayılır. Biz oda kahvaltı kaldık ancak yarım pansiyon kalanlardan yemeklerin güzel olduğunu duydum.

Adem’in Yeri : 2 gece kaldığımız Adrasan’da yemeklerimizi burada yedik. Servis te balık ta çok güzeldi. Zeytinyağlılar konusunda biraz dikkatli olmak gerekiyor. Yemekten sonra mutlaka kahve isteyin. Kahvenin sunumu çok hoş. Ayrıca lokantanın konumu da çok güzel. Yanınız nehir, karşınız deniz. Akşam belirli bir saatten sonra büyük bir ördek ailesi nehirde gezintiye çıkıyorlar. Ayrıca nehirde kaplumbağalar da var. Güzel bir haber olarak hiç sivrisineğin olmadığını söyleyebilirim.

KAŞ
Otel Diva :Artık Kaş’ta 2. evimiz var diyebilirim. Her şey 1. sınıftı. Odalar, servis, yemekler, personel, ev sahibi, deniz … Otelin sahibi Hayriye ve Osman Manioğlu. İkisi de güler yüzlü sımsıcak insanlar. Hayriye Hanım her akşam masamıza kadar gelip bizimle sohpet etti. Biz 1 oda 1 salon bir apartta kaldık. Ancak diyorum ya 2. evimiz gibi oldu. Yerlerde özenle seçilmiş minik halılar, duvarlarda tablolar, mobilyalar kullanışlı, banyoda bir dolu askı ve dolap. Elinizde havlu ile banyoya girdiğinizde nereye koyacağım diye şaşırmıyorsunuz. Gelelim yemeklere . Ben dışarıda bu kadar lezzetli ve hoş sunumlu bir yemeği çok az yerde yedim. Personel ise muhteşemdi. Hepsi güler yüzlü, temiz giyimli , pırıl pırıl insanlardı. Bizi uğurlarken arkamızdan döktükleri suyu hiçbir zaman unutamayacağım.
Otel Kaş’ın Kumbağa Yarımadası’nda olduğu için denize girmek için biraz yürümek gerekiyor. Ancak denizi gördükten sonra yürüdüğünüz yola değdiğini görüyorsunuz. Deniz değil sanki akvaryum. Renk renk balıklarla hatta balık sürüleri ile yüzüyorsunuz.
www.divakas.com

Bodamya :Mevsim nedeni ile sıcaklık çok yüksek olduğu için günün en sıcak saatlerinde serin bir yerler ararken bulduk burayı. Yemekler çok güzel. Bahçesindeki çeşit çeşit hayvanların olması ise mekana ayrı bir özellik katıyor.

Çağlayan :Yine sıcaklardan kaçmak için bir yerler ararken kendimizi daha önce de gittiğimiz Gömbe Yaylası’nda bulduk. Yemek yemek için öğretmenin yeri Çağlayan’ı seçtik. Bahçenin çok bakımlı olmamasına rağmen yediklerimiz çok lezzetli idi. Biz balık, salata, karpuz, patlıcan kızartması yedik. Gelen hesap gayet makuldü.

SAKLIKENT
Kanyonu gezmeden önce ayağınıza mutlaka çok sağlam, suya dayanıklı bir sandalet giyin, aksi halde çok zorlanabilirsiniz.

TLOS (Yakapark) : Muhteşem anıt ağaçlar ve akarsu. Servis çok hızlı, alabalık ve salata oldukça lezzetli idi.

ÖLÜDENİZ
Delta Otel : Çalış Plajı’nda yenilenmiş hoş bir otel. Yadilatı İTÜ’lü 2 mimar tarafından yapılmış Biz suitte kaldık. Odaların renkleri ve mobilyalar çok hoştu. Banyo görüntü olarak çok hoş ancak kullanım olarak kötü idi. Lavabonun son yıllarda moda olan set üstü porselen olması ve setin cam olması görüntüde çok şıktı. Ancak elinizi yıkadığınız zaman sıçrayan sular cam set üzerinde iz yapıyor. Banyoda küvet vardı ancak duşa kabin cam ve yarımdı. Cam olması çok sorun değil ancak yarım olması duş alırken banyonun yerlerinin ıslanmasına neden oluyor. Kahvaltısı güzeldi biz pansiyon fiyatına kaldık ancak 2 kişilik oda fiyatı yüksekti.

Dalgıç Tahir’in Yeri : İşte yine gezerken tesadüfen bulduğumuz başka bir mekan. Bir gün Fethiye’yi keşfederken akşam en son Gemiler Limanına gittik. Dönüşte ise Kaya Köy’ün girişinde Dalgıç Tahir’in Yerinin tabelasını gördük. Karnımız çok aç olduğu için otele bile gitmeden deniz kıyafetleri ile burada yemek yemeğe karar verdik. Balıklar, salata, kızartmalar her şey çok güzeldi. En güzeli de yemeğin sonunda gelen hesaptı. Ayak üstü bir şeyler atıştırsak vereceğimiz fiyata tüm bu saydıklarımı yemiştik.

2002 yılı güney tatilimiz

22/07/2002
Merhaba,
Geçtiğimiz 2 hafta boyunca ailece hoş bir tatil yaşadık. Tatilde gittiğimiz hoş ve güzel yerleri sizlerle de paylaşmak istedim. Bunun yanı sıra gittiğimiz ama memnun kalmadığımız yerleri de nedenleri ile yazmayı istiyorum aynı problemleri yaşamamanız için.

ANTALYA
Dedeman Park Resort Otel : Tesis çok güzel ancak kahvaltısı çok kötü.
Tünektepe : Antalya’nın Kemer tarafına çıkışında tepe üzerindeki dönen lokanta. Aman dikkat rakamlar çok yüksek.3 salata 1 kola 39.000.000.-TL

KAŞ
Phellos Otel : Her şey çok güzeldi, çok memnun kaldık. Hem rakamı iyiydi, hem kahvaltısı güzeldi, hem de havuzu. En önemlisi, insanlar yapıcı ve güleryüzlü.

SAKLIKENT
Kanyonu gezmeden önce ayağınıza mutlaka çok sağlam, suya dayanıklı bir sandelet giyin, aksi halde çok zorlanabilirsiniz.

Öğretmenin yeri : Saklıkent’e varışta, sağda. Hem ucuz hem de çok lezzetli alabalık ve gözleme yiyebiliyorsunuz.
TLOS (Yakapark) : Muhteşem anıt ağaçlar ve akarsu. Servis çok hızlı, alabalık ve salata oldukça lezzetli idi.

ÖLÜDENİZ
Mutlaka tekne turuna katılın. Özel olan turlar 1 milyon daha ucuz ama çok kalabalık oluyor, kooperatifinki ise tenha ve daha keyifli. Teknelerden birinde su kaydırağı da var.

DALYAN
Kano Motel http://www.kanomotel.com/:Her şey çok çok güzeldi. Motel sahipleri çok tatlı bir çiftti bizi evimizde hissettirdiler. Kahvaltınızı nehrin üzerindeki iskelede yapabilme imkanınız var. İsterseniz yemek de yiyebiliyorsunuz. Yemekleri de lezzetli idi. Nehire bakan odaları tercih etmek gerek.
Tel: 02522843000
Email: cb4819@pol.net cb4819@pol.net

Sarmaşık Derin Vadi Restaurant : Bu tatilde öğrendiğimiz yeni bir mekan. Kano Motel’İn sahibinin (Erkut Bey) tavsiyesi ile gittik. Dalyan’a 20 km uzaklıkta. Yuvarlakçay’ın aktığı Beyoba köyünden geçilerek gidiliyor. Mekan muhteşem bir akarsuyun ve ağaçların kıyısında kurulmuş. Dilerseniz akarsuyun üzerinde kurulmuş olan tahta iskelede, dilerseniz tepede manzaraya kuş bakışı olarak yemeğinizi yiyebiliyorsunuz. Yemeklere gelince, biz tüm mezelerden oluşan ordövr tabağı istedik. Tüm mezeler muhteşemdi. Ana yemek olarak ise kiremitte tereyağlı alabalık yedik. Alabalık deyip geçmeyin, bu gerçekten çok lezzetli idi. İçki olarak bira, şarap ya da rakı içebiliyorsunuz. Fiyatlar çok uygun, servis hızlı ve güleryüzlü. Şu anda çok kişi gelmediği için her şey mükemmel umarım ileride bozulmaz. Dalyan ya da köyceğiz çevresinde iseniz mutlaka uğrayın, çok memnun kalacaksınız.
Tel:0252 267 05 33
Adres :Yuvarlakçay Pınar köyü Köyceğiz

MARMARİS
Bu yıl Marmaris çok dolu idi. Daha önce gidip memnun kaldığımız bir kaç oteli aradık fakat yer bulamadık. Daha önceden bildiğimiz için geceyi Turunç ta geçirmeye karar verdik. Marmaris Turunç o yerenin muhteşem koylarından biri. Telefon ile Diplomat Oteli aradık. Oda olup olmadığını sorduk . Olduğunu söylediler. Otele gittiğimizde 1 gece kalacağımızı duyunca bize oda veremeyeceklerini ancak 2 gece kalırsak oda verebileceklerini söyledikleri gibi sahibi olan Diplomat ise oldukça kaba bir uslup ile başka bir yere gitmemizi önerdi. O yöredeki diğer otellerin hepsinin dolu onun ise boş olmasının bir sebebi olmalıydı!!!! Böylece anlamış olduk.

Atabey Apart Otel : Marmaris’te lüks olmayan ancak temiz ve rahat bir yer arıyorsanız burası tam size göre. Kalacağınız yer 1 oda , 1 salon , banyo ve balkon şeklinde dizayn edilmiş. Salon kısmında mutfak bölümü de var. Ocak ve buzdolabını kullanabiliyorsunuz. İsterseniz ek bir ücret ile klimayı kullanabiliyorsunuz. Otelin havuzu da var ama biz girmedik. Denize çok yakın.
Tel :0252 4173563
Amazon :Yol konusunda dikkatli olmanız gereken diğer bir mekan. Marmaris tarafından Datça’ya giderken sağda Amazon 14 km yazısını gördüğünüz zaman sola dönüp 14 km gittiğinizde gerçekten hoş bir yere geliyorsunuz. Nehir, deniz ve siz.... Ancak tam tersi Datça’dan Marmaris’e gelirken gördüğünüz Amazon 10 km bozuk yol yazısından içeri girerseniz sizi çok çok çok bozuk bir yol bekliyor. Bu nedenle 14 km lik yolu tercih etmenizi öneririm. Amazon denilen yerde bir şık bir otel de var ancak biz kalmadık. Biz nehrin denize döküldüğü bölümde kanoya bindik ve denize girdik. Deniz çok güzel yalnız duş alma imkanınız yok. Ayrıca yanınızda yiyecek, içecek de götürmenizde fayda var.
Şelale :Marmaris İçmelerden Turunç’a giden yoldan gidiliyor. Bayır köyü yakınında. Eskiden şelalenin içinde yemek yiyebileceğiniz lokantalar vardı. Bu gidişimizde lokantalar yine duruyor ancak faaliyetleri durdurulmuş. Sahipleri ile konuştuğumuz zaman bazı kişilerin rant nedeni ile onları engellemeye çalıştıklarını söylediler. Bunu niye yazıyorum, eğer lokanta yoksa aç kalmamak için ya yanınızda yiyecek götürmelisiniz ya da şelalenin alt bölümündeki lokantalarda da yemek yiyebilirsiniz ancak onların nasıl olduğu hakkında hiç bir fikrim yok.

Boncuk Camping :İşte öğrendiğimiz yeni bir mekan daha. Burayı gördükten sonra karavan almaya kesin karar verdim. 1983 te Almanya’da yaşayan bir Türk tarafından karavan camping için kurulmuş. Camping girişinde sizi limon ağaçları, fasulyeler ve mısırlar karşılıyor. Biraz aşağıda inek ve danalar var. Hepsi öyle şeker ki. Daha sonra duş, tuvalet ve tesisin diğer bölümlerinin bulunduğu küçük bir alan var. Arkasından ise okaliptüs ve palmiye ağaçları başlıyor. Hepsi de çok özenle yerleştirilmiş muhteşem ağaçlar. Isının çok yüksek olduğu bir sırada ağaçların serinliği insana huzur veriyor. Ağaçlardan sonra ise kumsal (minik çakıl taşlı) ve deniz var. İsterseniz dışarıdan da yiyecek götürebiliyorsunuz. Size saçta tavuk sote yemenizi şiddetle öneririm. Güneş denizin içinden batıyor. Biz o saate kadar kalamadık ama eminim ki gün batımını izlemek hoş olacaktır. Fiyatlara gelince arabanız için 5 milyon alıyorlar yemekler ise 4 kişi 15-20 milyon arasında bir fiyat ödüyorsunuz.

AKBÜKİşte cennetten bir bölüm. Çam ağaçları denize kadar uzanıyor. Gökova’dan Ören yönüne doğru giderken 25. km lik oldukça kötü bir yoldan Akbük’e varıyorsunuz. Akbük’ün içinden sola doğru devam ederseniz yol bitiyor. Yolun bittiği yerdeki kır lokantasında yemek yeme imkanınız var. Salata ve balığı muhteşem yapıyorlar. Lokantanın içinden yürüyerek devam ettikten sonra bir tepeyi aşacaksınız ve karşınıza muhteşem bir koy çıkacak. Koyda bir kaç kişi denize mi giriyor. O zaman biraz daha yürüyerek 2. bir koya hatta 3. bir koya ulaşabilirsiniz. Deniz çarşaf kadar düz, heryerde çam kokusu, su akvaryum kadar berrak. Yolun bütün kötülüğünü unutuyor ve değdi doğrusu diyorsunuz. Geçen sene bu bölgede yaşanan bir orman yangını sonrası yeşil örtü biraz yara almış, ancak hızla toparlanıyor; burası aynı zamanda Halep çamı adı verilen bir çam çeşidinin üretim alanı. Dönüşte biz Muğlaya gideceğimiz için Yerkesik tarafına devam ettik o yolu yapmışlar. Yol asfalttı. Ancak yol virajlı ve dik. Yukarıdaki manzara ise görülmeye değer yemyeşil bir yarımada ve masmavi bir deniz.

merhaba

Uzun yıllardır seyahatlere gidiyoruz ancak çok azını yazıya döküyoruz. Bu yılki tatilimizde yaşadıklarımızı yazmaya karar verdik. Ben de kağıt üzerinde yazmak yerine buraya yazmanın daha iyi olacağını düşündüm ve başladım yazmaya.