akçakoca
Akçakoca uzun yıllardır adını duyduğum ancak bir türlü gidemediğim bir yerdi. Yine haftasonu için yakın bir yerlere gidelim diye düşünürken Hakan'dan "Akçakoca'ya ne dersiniz?" sorusu gelince hemen üstüne atladık "tamam gidelim " diye. Planlar yapıldı ve sabah yola koyulduk. Kahvaltı için Tem yolunda bir tesiste mola verdik. Dışarıdan görüntüsü pek umut vermemişti ancak hem yediklerimizden hem de fiyattan çok memnun olarak kahvaltımızı tamamladık. Sonraki durağımız Akçakoca oldu. Bir kaç otel dolaştıktan sonra Akçakoca Otel de kalmaya karar verdik. Tesis eski ancak çok temizdi, denizin de hemen kıyısında olması büyük avantajdı. Denizde maalesef denizanası ve yosun vardı ancak bunlar bizim denize girmemize tabi ki engel olamadı.
Otele yerleştikten sonra öğle yemeği için kale içindeki mesire yerine gittik. Burası bol ağaçlı çok hoş bir mekan, ancak hazırlıklı gitmek gerekiyor bizim yanımızda yiyecek olmadığı için her şeyi tesisten almak zorunda kaldık. Zar zor 6 çatal , 6 tabak , 1 paket tavuk ve bir porsiyon köfte alabildik. Kağıt masa örtüsünü de unutmamak gerekiyor. Tavukları da getirdikleri mangalda kendimiz pişirdik. İçekler dahil tüm bunlara 30 YTL ödedik. Fiyatlar çok ekonomikti. Bir daha gidersek tedarikli gitmeye karar verdik. Denize de kalenin alt kısmındaki plajdan girdik. Mavi bayraklı denilmesine rağmen deniz çok yosunlu idi, otelin denizinden de çok farklı değildi.
Akşam yemeğini ise Akçakoca’nın içinde yedik. Tatlısı bana ağır geldi mancarlı gözleme ise fena sayılmazdı, gerçi ben ıspanaklısını tercih ederim.
Pazar sabahı güzel bir kahvaltı ve denizin ardından dönüş için yola koyulduk. Bu sefer kıyıdan dönmeye karar verdik. Yol önce çok keyifli idi ancak sonraları hem viraj hem de yokuş yüzünden keşke geldiğimiz gibi dönseydik dedik.
Akçakoca’nın halkı oldukça tutucu, çok turistik bir yer olduğu da söylenemez. Ancak haftasonu gidilecek kadar yakın olması, tesisin rahat olması nedeni ile tekrar gidilebilecek bir mekan olarak hafızalarımıza not ettik.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home