akals

Monday, October 30, 2006

cumhuriyet bayramı

29 Ekim sabahı heyecanla uyandık. İlk tören okulda olacak Irmak'ı da servis saat 10 da evden alacaktı. Biz de daha sonra yola çıkıp 11 de Turizm Uygulama Oteli'nde olacaktık. Ancak saat 10 da servis hala gelmeyince Levent serivisi aradı ve servisin diğer öğrenciler gelmediği için Irmak'ın da gelmeyeceğini düşündüğünü bu nedenle de gelmeyeceğini öğrendik. Ne kadar sinirlendiğimizi anlatmama imkan yok. Tabi iki ayağımız bir papuca girerek jet hızı ile hazırlanıp yola çıktık. Neyse ki zamanından önce okuldaydık. Önce okuldaki kısa bayrak törenini izledik. Törenden sonra çocuklar servislerle, biz de arabamızda otele doğru giderken karnıma giren bir sancı ile bütün tüylerim diken diken oldu. Bağırsaklarım çok kötü durumdaydı, derhal tuvalete gitmem gerekiyordu. Allahtan kazasız belasız otelin tuvaletine attım kendimi, yolda rastladığım bir kaç kişiye de sonra görüşürüz diyerek. Bağırsaklarımın neden bu duruma geldiğini anlamadım gün içinde bir daha da böyle bir durumla karşılaşmadım.
Otelin lobisinde tören saatinin gelmesini beklerken Levent "Islak mendilin var mı?" diye sorarak yanıma geldi. Ne oldu dediğimde dışarıda ayağının tele takıldığını ve düştüğünü söyledi. Başını çarpmış. Aslında başından dolayı endişelensem de sesimi çıkarmadım.
Çok fazla inanmasam da galiba bize nazar deydi.
Cumhuriyet Bayramı töreni ile ilgili bazı veliler çok olumsuz olsa da Levent ve ben çok beğendik. Irmak'ın ne kadar büyüdüğünü ve başarılı bir çocuk belki de genç demem gerekiyor artık olduğunu gördük. En önemlisi de çok mutlu olması idi. Bu arada şiirde de 1. olup ödül aldı.
Törenden sonra önce kursa sonra da Çekmece'ye annemi almaya gittik. Bir Cumhuriyet Bayramı daha geçti. Pazartesi günü Irmak'ın sınavı olduğu için bu seneki yürüyüşe ne yazık ki katılamadık.

Thursday, October 26, 2006

şeker bayramı kemer-beldibi

Yine bir bayram tatili ve yine Akallar ve Subaşı Ailesi yollarda. Gece 1.30 da Antalya'ya doğru yola çıktık. Yolculuk keyifli başladı önce Sapanca Mc Donald's da mola verdik. Banu, Levent ve Hakan hafif bir şeyler atıştırdılar. Derken TEM den çıkıp karayoluna girdik bir müddet sonra da sis başladı. Sis ve yoldaki konvoylar yüzünden ancak 9 da Afyon'a ulaşabildik. Yolda bir kez yakıt için durmuştuk o da 5 dakikadan fazla değildir. Neyse ki Afyon İkbal'de mükellef bir kahvaltı ettik. Eee tatildeyim ya ben de diyet miyet hak getire. Saat 10 da tekrar yola koyulduk 2 olmadan otele varmıştık. Otel çok güzeldi, çok aç olduğumuz için hemen öğle yemeğine indik yemekler de çok güzeldi. Hepimizin yüzü gülüyordu. Hava da oldukça açıktı ilk günü değerlendirmek için hemen mayoları giyip denize gittik. Deniz suyu çok sıcaktı hiç üşümeden kendimizi denize attık. Akşam yemekten sonra hereks çok yorgun olduğu için erkenden odalarımıza çekildik.
İkinci gün hava yine açıktı. Sabah deniz ve havuz yaptık. Havuzun kaydıraklı olması herkesi başta da Irmak ve Hakan'ı çok mutlu etti. Akşam bowling oynadık böylece 2. günümüzü de hoş bir şekilde tamamladık.
Üçüncü gün aynı zamanda bayramın da 1. günü idi. Sabah otelin koridorunda birbirimizle bayramlaştık, çocuklara hediyelerini verdik. Günü yine havuz ve denizle geçirdik. Akşam da Kemer'e indik biraz yürüyüp çay içtik. Gece okey oynadık. Byramın 2. günü çok yoğun geçti. deniz, havuz, sauna, hamam, bowling, dans, oyun, amarikano hepsini bir güne sığdırdık ee son gecemizde tatilin tam tadını çıkarmış olduk.
Son gün ise otelden ayrılmak zor olsa da güzel bir tatil geçirmenin keyfi ile yola koyulduk. Bilecik'e kadar çok da rahat geldik. Otelden ayrıldığımızda saat 12.20 du. Afyon'daki 1.5 saatlik molaya rağmen 20:00 da Bilecik'e çok yaklaşmıştık ancak trafik birden durdu. Karayollarını aradığımızda tırın devrildiğini ve yolun kapalı olduğunu öğrendik. Geri dönüp İnegöl, Yenişehir, İznik, Karamürsel , İzmit yolu ile ancak 1:40 da eve varabildik. Bundan sonra tatile çıkarken kimseye söylememeye karar verdik galiba nazara geliyoruz.

Monday, October 02, 2006

evlilik yıldönümümüz

Dile kolay tam 14 yılı geride bıraktık. Neler neler yaşadık bazen sevindik, bazen üzüldük, bazen kızdık, bazen neşelendik geriye bakıp muhasebesini yaptığımda tek söyleyebileceğim cümle iyi ki evlendik.
14 yılda en büyük sevincimiz kızımızın doğması idi. Irmak, ikimizin de güzel taraflarını alan, bize benzeyen ama sanki bizden çok farklı harika bir çocuk.
14 yıl içinde maalesef kayıplarımız da oldu. İlk kayıp 1995 şubat ayında babamdı. ARkadan Levent'in babasını kaybettik. 2002 temmuz ayında Levent'in annesini bu yaz ise Erol'un eşini. Kayıplar kötü ancak tek tesellimiz sıralı olmaları.

ırmak'ın gitar kursu

Pazar günü 3 aylık aradan sonra gitar kursu serüvenimiz tekrar başladı. Irmak'la beraber kurslara ben de katıldığım için kursla ilgili günlük tutmaya karar verdim. Başarabilirsem yıllar sonra hepimiz için iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum.
01-10-2006

Üç aylık aradan sonra yine Ortaköy yollarındayız. Arabadan inerken Irmak'ın biraz heyecanlı çokça da stresli olduğunu fark ettim. Stresi aylardır gitara el sürmemesinden kaynaklanıyordu. Merak etmemesini, yeniden bir başlangıç yapacağımızı söyleyerek zile bastım. Soner Bey bizi her zamanki güler yüzü ile karşıladı. Bir kaç dakikalık sohbetten sonra Irmak eline gitarı alıp tellerine dokunmaya başladı. Yazı gitar açısından çok kötü geçirmişti. 3 ayda toplam çalıştığı süre yarım saat etmezdi. Bütün bunlara rağmen durumu çok da kötü değildi. Önce bir kaç kez do majör gam yaptı. Sonra daha önce ezbere çaldığı bir parçayı çalmaya başladı. Parçanın ilk kısmında sorun yoktu ancak ikinci bölümü hatırlaması biraz zaman aldı. Sonra bir başka parçaya geçildi. Bu sefer daha çabuk hatırladı. Sonra da zor bir arpeji çaldı. Irmak'ı izlerken şaşırmadım dersem yalan olur. Ben müzikle ilgili biri değilim ancak uzun süredir hiç elini sürmediği halde bir dolu şeyi hatırlaması, çok da zorlanmadan parçaları çalıyor olması bana müzik konusunda epey bir yetenek olduğunu düşündürüyor. Bu durumda Irmak tembellik etse de bizim onu zorlamamız, gitar çalmayı bırakmamasını sağlamamız gerekiyor. Yani yine iş Emine'ye düşüyor!!!!!!

08-10-2006

Soner Bey'in ricası ile bugünkü dersi 13:00 a aldık. Ancak Biz 12:45 de Ortaköy'e ulaşmıştık şansımızı denemek için Irmak zile bastığında Soner Bey'in evde olduğunu görüp sevindik. Irmak bir önceki hafta çok olmasa da biraz çalışmıştı. Önce teknikler üzerinde duruldu, Irmak bildiklerini tekrarladı. Soner Bey yeni olarak do majör gamı bir notayı 3 kez çalarak yapmasını gösterdi. Irmak'ın gitar çalmasının iyi ancak nota bilgisinin oldukça zayıf olduğunu bunun için önümüzdeki bir kaç hafta yalnız nota okuma üzerinde durulması gerektiği konusunda hem fikir olduk. Irmak'ın notaları okurken zor gelenleri bunlara gerek yok olmasa da olur diyerek atlaması karşısında ise söyleyecek söz bulamadım doğrusu.

15-10-2006

Tahsin Bey'İn kursu 9:00 a alması nedeni ile gitar dersini 11:30 a aldık. Bu haftanın verimli geçtiğini söyleyemeyeceğim. Irmak'ın çalışmamış olmasından dolayı 1 saat teknik çalışma ve eski parçaların tekrarı ile geçti. Deşifre için verilen parçanın üzerinden de geçildi ancak Irmak henüz notalarla boğuşuyor, ne çaldığı belli olmuyor.

05-11-2006

Pazar sabahı yorgunluktan ancak 08.40 ta uyanabildik, bu durumda da sabah 9 daki ders yerine 10:30 dakine kaldık. Güzel bir kahvaltının ardından 10 gibi evden çıktık, gerçi biraz geç kalmıştık ama o kadar da problem olmazdı. Bunları düşünürken nerden bilebilirdim ki Levent civarında trafiğin bloke olduğunu, Taksim'e araç trafiğinin kapalı oluşunu. Neyse saat 10.30 gibi Levent'e geldik ancak trafik tamamen durmuştu. 15-20 dakikalık beklemeden sonra Levent ve Irmak'ın kursa metro ile gitmelerine karar verdik. Irmak gecikmeli de olsa derse girmiş. Ben ise saat 10:45 den 12:30 a kadar trafikle boğuştuktan sonra pes edip Ortaköy'e Soner Bey'in evinin yakınına arabayı park ettim. Levent ve Irmak önce metro ile Levent'e oradan da Arzu'nun aeabası ile Ortaköy'e geldiler.
Kursa gelince çok kötü sayılmazdı ne de olsa Irmak bir gün önce yaklaşık yarım saat çalışmıştı. Artık sınavları da bittiği için bu hafta gitar çalışmaya söz verdi. Bakalım göreceğiz. Ben ise bu konunun peşini bırakmamayı iyice kafama koydum. Bıkmadan usanmadan bu konunun üzerine giderek Irmak'ın gitar çalmasını sağlayacağım.

12-11-2006

Sonunda bu hafta gitar dersine çalışarak gitmeyi başardık. Önce cuma akşamı Arzu'da 2 saat kadar kavga dövüş çalıştık sonra da cumartesi günü 1 saat kadar evde çalıştık. Toplam 3 saatlik çalışma dahi pazar günkü dersin farklı geçmesini sağladı. Üzerinde çalışılan parçadaki süslemeler üzerinde duruldu. Aynı parçaya bu hafta da devam edilecek. Bu hafta da geçen haftaki gibi çalışabilirsek epey bir ilerleme kaydetmiş olacağız.

19-11-2006

Bu haftaki çalışmamız maalesef geçen haftaki kadar olamadı. Toplam 1 saatlik bir çalışma ile gidilebildi. Üzerinde çalışılan parçaya devam edildi. Artık parçanın tamamı deşifre edilmiş oldu. Bu haftaki çalışma yeterince yapılabilirse yeni bir parçaya geçilebilir gibi görünüyor.

26-11-2006

Bu hafta çok çok kötü geçti. Irmak haftaarası hiç çalışmadığı için ders 50 dakikada bitti. Irmak'la uzun bir konuşma yapıldı. Bu dersler için ciddi bir rakam ödendiği, gitar dersinin seçmeli değil bir zorunluluk olduğu v.b. Bundan sonra haftada 3 saatlik bir çalışma yapmaya karar verdik.

2-12-2006

Bütün hafta akşamları yarım saat gitar çalışmanın sonucunu bugün aldık. Hem parça hem de teknikler iyiydi. Sürekli çalışmanın yararı ortaya çıktı.

10-12-2006

Hafta içi ben çok yorgun olduğum için Irmak'ın da sınav haftası olduğu için bu haftaki çalışmalar daha azdı. Ancak ben olmasam da Irmak'ın tek başına çalışmayapması beni çok mutlu etti. Ders de iyi geçti sayılır. Yeni parçanın üzerinden geçildi. Böylece Irmak'ın elinde 3 tane parça, 2 tane de etüd oldu. Hafta arası yeterince çalışıldığı zaman haftasonu dersi de çok verimli geçiyor. Soner Bey'le 1 yılı değerlendirdik. Yazın ara vermemiz ve Irmak'ın yeterince çalışmamasına rağmen gelinen noktanın iyi bir nokta olduğu sonucuna vardık. Bundan sonrasında Irmak çalışmalarını artırırsa çok daha hızlı ilerlenebileceği ortada.